-랍시고

Bir Şey Olduğunu İddia Etmek, Bahane İle

5. səviyyəBelə səslənir rapsigo

-랍시고, belirli bir rol veya statüye sahip olma bahanesiyle yapılan ve sonucu kötü veya uygunsuz olan bir eylemi alaycı bir şekilde tanımlamak için kullanılır.

Necə işləyir

-랍시고, '-라고 하시고' ifadesinin kısaltılmış halidir. Hadi parçalara ayıralım:

  • -(이)라고 하다: İsimler için dolaylı alıntı biçimidir, '(bir isim) olduğunu söylemek' anlamına gelir. Bkz. -라고 (with 이다).
  • -시-: Burada alaycı bir şekilde kullanılan saygı eki.
  • -고: 'Ve sonra' anlamına gelen bağlaç eki.

Yani, '의사라고 하시고' kelimesi tam anlamıyla 'doktor olduğunu söyleyip, sonra...' demektir. Bu yapı '의사랍시고' şeklinde kısaltılır ve güçlü bir alay veya hoşnutsuzluk duygusu taşır.

Kullanım Kuralları:
1. Ünlü ile biten isimlere -랍시고 ekleyin (örneğin, 의사 + 랍시고 → 의사랍시고).
2. Ünsüz ile biten isimlere -이랍시고 ekleyin (örneğin, 선물 + 이랍시고 → 선물이랍시고).
3. -랍시고'dan sonra gelen cümle neredeyse her zaman olumsuz, hayal kırıklığı yaratan veya gülünç bir sonucu tanımlar.
4. En çok üçüncü bir kişiyi eleştirmek için kullanılır, ancak kişinin kendi eylemlerini eleştirmek için alçakgönüllü bir şekilde de kullanılabilir.

Örneğin, biri 'şef' (요리사) olduğunu iddia ediyor ama berbat yemek yapıyorsa, şöyle diyebilirsiniz: "요리사랍시고 만든 음식이 이게 뭐야?" (Şef olduğunu iddia edip yaptığın yemek bu mu?). Bu yapı, iddia edilen statü ile gerçek sonuç arasındaki uyumsuzluğu vurgular.

Nümunələr (4)

  1. 전문가랍시고 와서는 아무것도 해결하지 못했다.

    Mütəxəssis olduğunu iddia edərək gəldi, amma heç nəyi həll edə bilmədi.

    Söz-söz tərcümə: Uzman olduğunu iddia ederek geldi ama hiçbir şeyi çözemedi.

    Kişinin iddia ettiği statü ('uzman'), gerçek yetersizliğiyle (hiçbir şeyi çözemedi) karşılaştırılır.

  2. 이게 선물이랍시고 준 건데, 포장도 안 되어 있었다.

    Hədiyyə olduğunu iddia edərək mənə bunu verdilər, amma heç bükülməmişdi də.

    Söz-söz tərcümə: Bu, hediye olduğunu iddia ederek bana verdikleri şey, ama paketlenmemişti bile.

    Konuşmacı, 'hediye'yi temel beklentileri (paketlenmiş olmak gibi) karşılamadığı için eleştiriyor.

  3. 내가 선배랍시고 충고를 했는데 오히려 사이만 어색해졌다.

    Böyük həmkar olduğumu irəli sürərək məsləhət verdim, amma bu sadəcə münasibətimizi gərginləşdirdi.

    Söz-söz tərcümə: Kıdemli olduğumu iddia ederek tavsiye verdim ama sadece ilişkimizi tuhaflaştırdı.

    Bu, kişinin kendini eleştirdiği bir kullanımdır. Konuşmacı, kıdemli statüsü bahanesiyle yaptığı ancak olumsuz bir sonuç doğuran kendi eylemini eleştiriyor.

  4. 애들 교육이랍시고 하는 게 고작 소리 지르는 것뿐이다.

    'Uşaqları tərbiyə etmək' bəhanəsi ilə etdikləri tək şey sadəcə qışqırmaqdır.

    Söz-söz tərcümə: 'Çocukları eğitmek' bahanesiyle yaptıkları tek şey sadece bağırmak.

    Konuşmacı, bağırmanın 'eğitim'in uygun bir biçimi olmadığını ima ederek ebeveynlerin yöntemini eleştiriyor.

Tez-tez edilən səhvlər

  • -랍시고'yu olumlu veya nötr sonuçlar için kullanmak.

    그는 요리사랍시고 아주 맛있는 파스타를 만들어 주었다.
    그는 요리사랍시고 만든 파스타가 너무 짰다.

    -랍시고 doğası gereği olumsuz ve alaycı bir nüansa sahiptir. Eylem beklentileri karşıladığında veya aştığında kullanılamaz. Yanlış cümle doğal değildir çünkü sonuç ('çok lezzetli makarna yaptı') olumludur. Doğru cümle, sonuç ('makarna çok tuzluydu') olumsuz olduğu ve yapının eleştirel tonuna uyduğu için işe yarar.

Necə bağlanır

Əsas Feil KonjuqasiyasıƏsaslarFeil kökləriƏsaslar
-랍시고5. səviyyəBir Şey Olduğunu İddia Etmek, Bahane İle

Əvvəlcə bunu öyrənin

Bu qəlibdəki sözlər

-랍시고