-는다기보다는

Rather Than Saying

Seviye 4Okunuşu neundagibodaneun

'X demekten ziyade, daha çok Y' demek için -는다기보다는 yapısını kullanın. Önceki bir fikri daha doğru bir ifadeyle düzeltir.

Nasıl çalışır

-는다기보다는 bir tanımı iyileştirmek için kullanılan sofistike bir yapıdır. Bir ifadeyi doğrudan reddetmek yerine, daha iyi ve daha incelikli bir alternatif sunar. İlk tanımın tamamen yanlış olmayabileceğini, ancak ikincisinin daha uygun olduğunu ima eder.

Çekim Kuralları:

  • Fiiller (Şimdiki Zaman):
    - Ünlü ile biten kök + -ㄴ다기보다는
    (örneğin, 가다 → 간다기보다는 - Gidiyor demekten ziyade)
    - Ünsüz ile biten kök + -는다기보다는
    (örneğin, 먹다 → 먹는다기보다는 - Yiyor demekten ziyade)
  • Sıfatlar: Sıfat kökü + -다기보다는
    - 예쁘다 → 예쁘다기보다는 (Güzel demekten ziyade)
    - 춥다 → 춥다기보다는 (Soğuk demekten ziyade)
  • İsimler: İsim + -(이)라기보다는
    - 학생이다 → 학생이라기보다는 (Öğrenci demekten ziyade)
    - 친구이다 → 친구라기보다는 (Arkadaş demekten ziyade)
  • Geçmiş Zaman (Fiiller/Sıfatlar): Kök + -았/었다기보다는
    - 망치다 → 망쳤다기보다는 (Mahvettim demekten ziyade)
    - 좋았다 → 좋았다기보다는 (İyiydi demekten ziyade)

Bu yapı üç dil bilgisi noktasının birleşimidir: dolaylı alıntı + isimleştirici -기 + karşılaştırma edatı -보다. Fazla doğrudan veya çatışmacı olmadan incelikli fikirleri ifade etmenin çok yararlı bir yoludur.

Örnekler (5)

  1. 이 음식이 맵다기보다는 짜요.

    This food isn't so much spicy as it is salty.

    Kelime kelime: Bu yemek acı demekten ziyade, tuzlu.

    Burada konuşmacı, 'acı' (맵다) potansiyel tanımını daha doğru olan 'tuzlu' (짜다) tanımıyla düzeltmektedir.

  2. 그 사람은 똑똑하다기보다는 노력을 많이 하는 편이에요.

    Rather than saying he's smart, he's the type who works very hard.

    Kelime kelime: O kişi zeki demekten ziyade, çok çaba gösteren bir tip.

  3. 우리는 그냥 친구라기보다는 가족 같은 사이에요.

    We're more like family than just friends.

    Kelime kelime: Biz sadece arkadaş demekten ziyade, aile gibi bir ilişkiyiz.

    Bu, bir ilişkinin doğasını netleştirerek 'arkadaş' (친구) yerine 'aile' (가족) ifadesinin daha iyi bir tanımlayıcı olduğunu öne sürer.

  4. 영화를 좋아한다기보다는 시간이 남아서 보는 거예요.

    It's not so much that I like movies; I just watch them because I have free time.

    Kelime kelime: Film seviyorum demekten ziyade, boş vaktim olduğu için izliyorum.

  5. 시험을 망쳤다기보다는 그냥 아는 문제가 안 나왔어요.

    Rather than saying I bombed the test, it's just that the questions I knew didn't appear.

    Kelime kelime: Sınavı mahvettim demekten ziyade, sadece bildiğim sorular çıkmadı.

Sık yapılan hatalar

  • Bu incelikli yapı yerine doğrudan olumsuzlama kullanmak.

    Farklı anlam그 사람은 똑똑하지 않고 노력을 많이 해요.
    그 사람은 똑똑하다기보다는 노력을 많이 하는 편이에요.

    Yanlış cümle, kaba veya eleştirel duyulabilen güçlü bir olumsuzlama ('zeki değil') kullanır. -는다기보다는 ile kurulan doğru cümle daha yumuşaktır. Kişinin zeki olabileceğini inkar etmez, ancak 'çalışkan' olmanın daha belirgin ve doğru bir tanım olduğunu öne sürer.

Nasıl bağlanır

Önce bunu öğrenin

Bu kalıptaki kelimeler

-기보다는